Koronavirüs varyantları tek kelimeyle kafa karıştırıcı. Şimdiye kadar önce Birleşik Krallık’ta, Güney Afrika’da, Brezilya’da ve belki şu sıralar Kaliforniya’daki farklı varyantları muhtemelen duymuş olmalısınız.

Bu durumu daha da karmaşıklaştıransa varyantların isimlerinin zor olması ve her biri tek başına yine tuhaf isimlere sahip mutasyonlar içeriyor. Nihayetinde herkes şu kodlar arasındaki farkları anlamaya çabalıyor: B.1.1.7, 501Y.V2, E484K…

Sorun şu ki, bunların takipi zaten zorken yeni varyantların açığa çıkmasıyla durum daha da çetrefilli hale gelecek. Utah Üniversitesi’nden koronavirüsler üzerine çalışan virolog Stephen Goldstein, “Bu artık bir oyuna dönüştü: Haftanın mutasyonu oyunu” yorumunu yapıyor.

Sağlık haberleri sitesi STAT’tan Andrew Joseph, bu varyantlara diar neler bilindiğini, neden bu kadar dikkat çektiklerini ve pandeminin gidişatı için ne anlama geldiklerini anlatıyor:

VARYANTLAR NEDEN MANTAR GİBİ BİTMEYE BAŞLADI?

Aslında Kovid-19’a yol açan SARS-CoV-2 virüsü, tüm virüsler gibi, hep mutasyona uğruyordu. Bu mutasyonların çoğu virüste kayda değer değişikliklere yol açmıyor ve hatta bazıları varyantın ortadan kalkma ihtimalini artırarak virüs için zararlı da olabiliyor.

Ancak ara sıra bir mutasyon ya da mutasyonların bir araya gelmesi, yeni bir formunu ortaya çıkararak virüsün daha kolay bulaşmasını veya daha hızlı yayılmasını sağlayabiliyor. Bu yeni varyant virüsün önceki biçimlerini geride bırakarak baskın form haline gelebilir.

Örneğin, pandeminin başlarında D614G ismiyle bilinen bir mutasyon virüsün bulaşıcılığını artırmış gibi görünüyor. Bu mutasyona sahip varyantlar dünya genelinde en yaygın görülenler haline geldi.

Virüs sürekli değişiyor ama bu tarz varyantların ortaya çıkmasının başka nedenleri de var. İnsanların Kovid-19’a karşı daha savunmasız olduğu pandeminin ilk günlerinde, herhangi bir bulaşıcı varyantın yayılması epey kolaydı. Ancak belirli coğrafyalardaki insanların hastalığı atlatma (ya da aşılanma) yoluyla daha dirençli hale gelmesi, virüs üzerindeki seçilimsel baskıyı arttırdı. Bu durumda virüsün yeni konaklar (bu durumda bizler) bulması mümkün olmayabiliyor. Fakat yayılmasını sağlayan mutasyonları taşıyan varyantlar buna rağmen bulaşabiliyor ve harekete edebiliyor.

Imperial College London’da enfeksiyon hastalıkları kürsüsü başkanı Wendy Barclay şunları söylüyor:

“Bir yılda, dünyanın bazı bölgelerinde varyantların ortaya çıkma ve yayılması mümkün kılan uyum başarısını yakalamasına yetecek doğal bağışıklık yoğunluğuna ulaştık.”

SARS-CoV-2 virüsü 2019’un sonunda saptandığında, son 20 yılda acil sağlık durumu yaratan diğer koronavirüslerle (SARS ve MERS) kıyaslandığında bile insanlara bulaşma kabiliyeti açısından epey donanımlı durumdaydı.

Scripps Araştırma Enstitüsü’nden enfeksiyon hastalıkları uzmanı Kristian Andersen,“SARS ve MERS’le kıyaslandığında halihazırda epey kabiliyetliydi ancak bu daha kabiliyetli olamayacağı anlamına gelmiyor. Ve şu anda gözlemlediğimiz şey de bu” diyor.

Birleşik Krallık’ta ortaya çıkan B.1.1.7 isimli varyantın bağışıklığı bozulmuş ve nadir kronik bir vakaya sahip bir kişiden geldiği düşünülüyor. Çünkü bu durum virüsün söz konusu kişinin vücudunda haftalarca, belki aylarca çoğalarak mutasyonlar biriktirmesi için bir kuluçka ortamı sağlıyor. Bu hipoteze göre virüs o kişiden başkalarına yayılıyor.

VİRÜS HER ZAMAN DEĞİŞİYORSA BU VARYANTLAR NEDEN TEHLİKELİ?

Şimdilik Birleşik Krallık’ta, sonra Güney Afrika’da ve Brezilya’da (Brezilya’da bilim insanlarının yakından takip ettiği en az iki varyant bulunuyor) ortaya çıkan varyantlara odaklanılıyor.

Zira bunların hepsi bulaşma kabiliyetini artırabilecek ya da sorunlara yol açabilecek bazı özellikler barındırıyor. Dahası birbirlerinden bağımsız olmalarına rağmen bazı ortak mutasyonlara sahipler. Bilim insanlarına göre, bu bahsedilen mutasyonların bazı evrimsel avantajlar sağlayabileceğine işaret ediyor.

Bilim insanları yeni bir virüs varyantının etkisini değerlendirirken en az üç etkeni göz önünde bulunduruyor: Hastalığın şiddeti, nasıl korunulacağı ve bulaşabilirliği.

Şimdilik bu varyantlardan hiçbiri hastalarda Kovid19’un ilerleyişini, yani şiddetini etkiliyor gibi durmuyor. İnsanların var olan SARS-CoV-2 bağışıklıklarının korunup korunmayacağı ve aşıların işe yaramaya devam edip etmeyeceği ise biraz karmaşık.

Araştırmacılar aşıları mutasyonlara ve varyantlara karşı test ediyor. Bu sonuçlar gelecek haftalarda gelecek. Uzmanların çoğu aşıya dair son derece olumlu bir yaklaşım sergiliyor. Çünkü aşılar virüsün farklı kısımlarını tanıyacak ve hedefleyecek çok yönlü bağışıklıkları tetikliyor. Bu nedenle tek mutasyonun yol açtığı değişikliklerin, virüsü, aşılamanın ürettiği koruyucu antikorların hepsine karşı görünmez kılması ihtimali düşük. Bir mutasyon aşıların etkililiğini bir miktar düşürse bile aşılar epey güçlü. Tesirleri biraz azalsa bile gayet işe yarayabilirler.

Bilim insanları virüsün eninde sonunda virüsün aşıların güncellenmesini gerektirecek mutasyonları biriktireceğini düşünüyor ancak bu aşı üreticileri için o kadar da zor bir süreç değil. Ancak görünen o ki, pek çok araştırma yürütülmesine ve bazılarının diğerlerine göre daha kaygı verici olmasına karşın henüz bu noktada gelmedik.

İnsanların yeni varyantlarla yeniden hastalanabileceğine, daha doğrusu yeniden hastalanmaya daha yatkın hale gelebileceğine dair kaygılar bulunuyor. Laboratuvar deneylerinde, Güney Afrika ve Brezilya’da saptanan varyantlarda var olan E484K isimli bir mutasyonun hastalığı geçirmiş bazı kişilerde üretilen antikorları aşabileceğine dair çalışmalar var.

Güney Afrika’daki bilim insanları, ülkedeki ilk dalga sırasında hastalığa yakalanan bazı kişilerdeki antikorların şu anda yayılan son varyantı tanımadığını bildiriyor. Ancak varyantın aşıyla sağlanan bağışıklığa karşı koyup koymadığına dair bilgi yok.

Diğer taraftan Brezilya’da virüsün zaten çok ağır etkilediği bir bölgedeki artan sayıda vaka, mevcut korumayı aşıp insanları yeniden enfekte edebilen P.1 isimli farklı bir varyant nedeniyle kaygı yaratıyor.

Bulaşma kabiliyeti söz konusu olduğunda ise, ortaya atılan tahminler epey geniş bir yelpazade. Ancak genel olarak bu varyantların daha kolay yayıldığı düşünülüyor.

DAHA BULAŞICI BİR VİRÜSÜN SONUÇLARI NE OLUR?

Daha bulaşıcı bir varyant, daha fazla kişiye daha hızlı bulaşabildiği için önleme çalışmaları başlayana kadar toplamda daha fazla vakaya yol açabilir. Kişilerin bireysel anlamda daha ağır hastalanması söz konusu olmasa bile sonuç, daha fazla hastaneye yatış ve ölüm oluyor.

Daha hızlı yayılan virüsler aynı zamanda toplumun sürü bağışıklığıyla korunması için daha bağışık nüfusun da daha kalabalık olmasını gerektiriyor. Yani aşı çalışmalarının daha fazla kişiye ulaşması gerekecek.

Bu aynı zamanda, bu bulaşıcı varyantların, sürü bağışıklığına ulaşmamış olsa bile SARS-2’nin dolaşımını azaltmaya yetecek kadar bağışık kişinin bulunduğu topluluklarda yayılabileceği anlamına geliyor.

BİLİM İNSANLARI BU VARYANTLARA DAİR NE YAPIYOR?

Araştırmacılar genetik dizileme verilerini tarayarak sorun çıkarabilecek olası diğer varyantları da arıyor. Ancak bazı uzmanlar yeni varyantların yeterince bilgi elde edilmeden duyurulmasının yarar sağlamadığını düşünüyor. Çünkü çok sayıda mutasyon keşfedilmeye devam edecek ama bunların her birinin anlamını çözmek vakit alabilir.

Örneğin Kaliforniya’da yetkililer pazar günü L452R varyantını masaya yatırmak üzere bir basın toplantısı düzenledi. Bu varyant aralık ayının ilk yarısında eyalette dizilenen numunelerin yüzde 3,8’ine denk gelirken ocak ayıyla birlikte oran artarak yüzde 25,2’ye ulaştı. Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco’dan (UCSF) virolog Charles Chiu şöyle dedi:

“Daha bulaşıcı olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Ancak daha bulaşıcı olma olasılığı taşıması kaygı verici.”

Diğer uzmanlarsa böyle bir iddianın doğrulanması için daha fazla kanıt gerektiğini söylemekte gecikmedi. Varyant Kaliforniya’da ilk kez mayıs ayında görüşmüştü ve eyaletteki vaka sayıları genel olarak düşük seviyelerdeyken varyantın oranı da düşük kalmıştı. Ardından eyaletin daha büyük salgınlar yaşamasıyla birlikte bu oran da arttı.

Bu da söz konusu artışa varyantın neden olduğu yanılgısını doğurabilir. Goldstein’a göre, yeterli veri olmadan bunu söylemek mümkün değil.

HALK BU KONUDA NE YAPABİLİR?

Uzmanlar aylardır tavsiye edilen, aynı önlemlere bağlı kalınmasını istiyor. Belki kumaş bir ağız örtüsü yerine daha iyi bir maske alınabilir ve imkan bulan kişiler aşı olabilir.

Halk sağlığı uzmanları yeni varyantların dünya genelindeki salgın artışlarından tek başına sorumlu olmadığının altını çiziyor. Vakalarda kısa süre önce yaşanan artış aslında kuralların uygulanmamasından veya önlem alınmamasından kaynaklandı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün acil durumlar programı direktörü Mike Ryan şunları ifade etti:

“Bunu virüs yaptı demek ve suçu sadece yeni varyantların üzerine atmak çok kolay. Ne yazık ki onun yaptığı değil, bizim yapmadıklarımız söz konusu. Virüste tanımlanan varyantlar bu işi zorlaştırsa da bireysel anlamda kendimize düşen payı kabul etmek zorundayız, aynı zamanda toplumlar ve yönetimler olarak virüsün kontrolden çıkmasındaki sorumluluğumuzu fark etmeliyiz.”

Kaynak: Independent Türkçe

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.